
Her şey ve hiçbir şey ne temel bir ifade değil mi?
Bunun için birçok şey söyleyebilir birçok hikâye anlata bilirsiniz.
Örneğin
Olayın birinde “her şey paramı” diye söylenirsiniz her şeyi paraya nafile dünya gücüne
Makama iktidara Bağlayanlara
Veya
Her şey senin için aşkım, kızım, oğlum, çocuğum…
Peki, bu ne kadar her şey veya her şey bildiğimiz şey
Sizce hiçbir şey nedir?
Nasıl tarif edersiniz?
Fakir yaşamak mı? Dünya malımı?
Onur haysiyet vicdan
Olur mu? Diyeceksiniz şimdi…
Onur haysiyet vicdan hiçbir şey olur mu?
Peki, insanlığın onuru haysiyeti ayaklar altında cebelleşirken
Ne kadar hasasız ne kadar vicdanımız cız ediyor?
Yada ne zamana kadar
Bir saniye, bir dakika bir ay bir yıl
Yada
Bir ömür
Her şey ve hiçbir şey üzerine benimde size anlatacağım iki hikâye var!
Biri her şey diğeri Hiçbir şey
Rachel Corrie; insanlık suskunken, her şeyim diye sayıkladığı bir zamanda yada bunun polemiklerini yaşarken hayatın da vicdanının zorlamasından da kurtulmak istemeyen, gür bir sedayla bağıran Amerikalı bir kız…
Öyle yürekli ki; mazlum ve onurlu Filistinlilerin evlerini yıkmak isteyen dev askeri buldozerin karşısına dikilecek kadar…
7 Şubat 2003
Merhaba arkadaşlarım, ailem ve diğerleri,
Filistin'e geleli yalnızca iki hafta oldu. Buna rağmen gördüklerimi anlatmakta kelime bulamıyorum.
Benim için en zoru; ABD'ye mektup yazmak için oturduğum zaman, burada olup bitenler hakkında düşünmek… Buradaki çocuklar, evlerinin duvarlarındaki tank mermisi delikleri ve bir işgal kuvvetinin onları sürekli izleyen kuleleri olmadan bir gün yaşamış mıdır? Bilmiyorum.
…
Her neyse, burada küresel hiyerarşinin işleyişinin, benim yalnızca iki yıl öncesine kadar olduğumdan çok daha iyi farkında olan sekiz yaşında çocuklar var /en azından İsrail konusunda.
Gene de, hiçbir okuma, konferanslara katılma, belgesel izleme ve kulaktan dolma bilginin beni buradaki durumun gerçekliğine hazırlayamayacağı düşüncesindeyim. Görmeden bunu hayal edemiyorsun ve gördükten sonra bile, bu deneyiminin hiç de o gerçekliği bütünüyle yansıtmadığının farkındasın…
Benim ailemden hiç kimse, memleketimde, bir ana caddenin sonundaki bir kuleden bir roketatar tarafından, arabamızla giderken vurulmadı... Bir evim var. Gidip okyanusu görme hakkım var.
Eğer evinizin duvarlarının aniden içeriye yıkılmasıyla uyanma korkusu içinde bir gece geçirseniz,
Eğer hiç kimsesini kaybetmemiş insanlarla karşılaşamasanız,
Eğer ölüm saçan kuleler, tanklar, silahlı “yerleşimler” ve bu şimdiki dev metal duvar ile çevrelenmiş bir dünyanın gerçekliğini yaşasanız,
Dünyanın süper gücü tarafından desteklenen, dördüncü büyük ordusunun, sizi vatanınızdan silmek için yaptığı baskıya karşı direniş içinde, sağ kalma mücadelesiyle geçen tüm çocukluk yıllarınız için dünyayı affedebilir miydiniz? Merak ediyorum.
27 Şubat 2003
Anneciğim,
…….
Dün o patlayıcı, havaya uçuruldu¤unda ailenin evinin tüm camları kırıldı. O sırada bana çay ikram ediyorlardı, ben ise iki küçük bebekle oynuyordum. Şuan o kadar zor bir durumdayım ki, acı çeken insanların sürekli, tatlılıkla, üzerime titremeleri beni tam anlamıyla hasta ediyor. ABD'de böyle bir şeyin size çok abartılı geleceğini biliyorum.
Filistin'den döndüğümde muhtemelen kâbuslar görüp burada olmadığım için sürekli suçluluk hissedeceğim. Ama bu duygu bana dahasını yapma gücü verebilir. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biriydi. Dolayısıyla ola ki saçmalıyorsam ya da İsrail ordusu beyazlara zarar vermemek gibi ırkçı temayüllerini kaybederse, nolur hiç çekinmeden bunun nedenini dolaysız olarak desteklediğim ve devletimin büyük oranda sorumlu olduğu bir jenosidin ortasında olmamla açıklayın...
16 Mart 2003'te Gazze'deki Refah mülteci kampında bir Filistinli doktorun evinin yıkılmasına engel olmaya çalışıyordu. İsrailli buldozer şoförü herkesin gözleri önünde çelikten canavarı üzerine sürdü, önce ileri, sonra geriye üzerinden geçti. Arkadaşları tarafından hastaneye ulaştırıldığında Rachel ölmüştü.
Mensubu bulunduğu ülkenin başkanı Bush, Rachel'in katilini istemek yerine; ordusunu Irak'ı yıkmak ve kendi katilleri olan İsrail'i Ortadoğu'nun üstün gücü haline getirmek için gönderiyordu.
********
Antik diyardan gelen bir seyyaha rastladım,
Dedi ki:''Çölün ortasında,
Gövdesiz, kocaman iki taş bacak,
Ve hemen yakınında yarı beline kadar kuma gömülmüş,
Çatık kaşları, kırışmış dudakları
Ve buz gibi soğuk alaycı görünümüyle,
Parça parça olmuş,
Taştan bir surat var
Onlara şekil veren o eller ve ruhlarını besleyen o kalp,
Cansız şeylere kazınan tutkuları ne kadar da canlı göstermişti!
Üzerinde ise şu sözler yazılı idi:
Ben kralların kralı Ozymandias...
Şu yaptıklarıma bakın da,
Haddinizi bilin!
Koca yıkıntılar arasında saklı kalmış bir harabe,
Ve ucu bucağı görülmeyen, çıplak ve yapayalnız kumlardan başka,
Artık ne kaldı geriye?
Hiç bir şey!... *Horace Smith*