4 com

sen varsan,sevgi de var aşk da var


Sevgi/Aşk;
Değil, uzakta değil /sadece sen biraz uzaktasın
Hem yakın olmak çok kolay
Çok zor değil...
Hissetmeden görmeden aleme sığmayan kalbinde taşımak
Öylesin ki;
Neyi kaybettiğini bilmeyecek kadar kayıptasın/uykudasın/alemin akşamındasın
Uyanman için cesedine bakacak kadarda mı uzaktasın
Eksilen bir cesetle koyun koyuna yaşamaktasın farkında mısın?
Tüm bunlar varken yanında
Her an kaç aşk bakışıyla bakar yaşamak sana...
Hadi…
Küsme
Dünya gurbetinde sevincini, tesellini, avuntunu, ümidimiz olsun diye el bebek gül bebek besleyip büyüttüğü gerçeklere
Hadi kaldır başını o kadar gücün var unutma her insan için
Sevgi var
Aşk var
Kaldır başını
Bak gökyüzü, bulutlar, güneş, yıldızlar...
Kaldırımda oynayan çocuklar
Güneşin doğayı okşarken/karları eriten bahar...
Hayatı kokla! Sık sık çal kalbinin kapısını......orda mı?
Hey!
Orda mısın?
Read more »
3 com

“Mutlu ol! Bu bir emirdir”

Cumartesi meseleleri
Bir hafta geçti
Hatta ondan önceki ve önce ki hafta
Bir cuntadır aldı gidiyor
Baskı ve darbeler…
Kâğıttı, fotokopiydi, sahte idi değil di asıldı gerçek ti imza onundu
Asker, siyasetçi, Tarih ve teknoloji seferber olmuşken
Ya bir türlü anlam veremedik şu olaya
O günleri unuttuk mu yaksa
Özler mi olduk
Yok mu kalmadı mı?
Ah şu basın meseleyi domuz gribine getirdi
Nerdeyse bizde yok diye oturup ağlayacaktık
Vaka 24 ‘de çıkınca bir konfetilerin patlamadığını
Duymadık görmedik… yakındır.
Dönelim demin bahsettiğimiz meseleye
Düşünülmesi gereken
şimdi izleyeceğiniz videonun sonun da dile getirildiği gibi
Sinan Çetin'nin Ellerine sağlık
“İnsanların Müziğine, Kültürüne, Yaşam tarzına yasaklar koyan
Siyasi otorite hayatın karşısında daima tuhaf duruma düşmüşlerdir”



sene;
27 Haziran 2009
"bu günkü görüntülerden sonra daha ne kadar tuhaf durumlara düşeceğiz!"
Read more »
3 com

Bir Günü Kutlarken




Bu gün babalar günü ... diyecek çok şey var!
Mesela babalar gününü niye bir güne sığdırdıkları
Veya anneler gününü
Bunlar bir güne sığmayacak kadar değerli
Ama günümüzde değerler o kadar çoğaldı ki
İş

Sosyal çevre

Vesaire vesaire…
Bunlar anne ve babadan değerli
Evet bugün babalar günü kutlu olsun babacığım
Benim için nasır tutan ellerin, ak düşen saçın bulanık gören gözlerin, derman kalmamış
Vücudunu görmek bir gün yeter…

sen her günü sevgi sabır katarak bekledin beni
Baba değdim günü
Yürümeye başladığım günü
Okula gittiğim günü
Askere gittiğim günü
Aşık olduğum günü bekledin
Hep bekledin ....

O kocaman yüreğinize sığdıramadığınız biz,
Taştan dört duvara sığdıramadık sizleri
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken
Her gece yıldızlar birer birer düştü yüreğinizden
Bu gün babalar günü kutlu olsun… Baba


Birde…
Hiç ana baba yüzü görmeyenler
Yani sokaktaki kimsesiz çocuklar
Yani sorumsuz vicdanların utancı,
çocukluğu yaşamadan büyüyen,
Çocuk gibi görünse de hiç çocuk olmayan
Kimliği olmayan yurt garipleri
Bu gün veya hiç bir gün diyemediği babam annem
Bu gün sizin de gününüz kutlu olsun…

Ben bunlardan hiçbiri değilim ne ben babasız bir çocuğum ne de babam çocuksuz…
Keşke onlarda öyle olsa…
Gönüldeki ve gözlerdeki perdelerin kalması dileğiyle
Onların da baba diyebileceği
Onlarında oğlum kızım diyebileceği umuduyla
İyi ki varsın baba
Bu günün ve her günün kutlu olsun.

Fotoğraf İlteriş Tezer

Read more »
6 com

NE Mİ ? YAPTIK...


Hastanede babamın ameliyat olacağı günü bekliyorum.
******
Ah! Diye başladı yaşlı adam
Nefesini yetiği kadar içine çekerek, pencereden dışarı bakarken dışarıdakilere uzanamama acısı vücudunu buram buram yakıyordu. Renkler artık bulanık sesler cılız ve anlamsız. Gelircesine bakıyordu…
Anlatırken bir bir yaptıklarını zamana muhalif geçen hayatını ve hayata katamadığı yaşamını Yılların telaşlarla, gafletle bu kadar çabuk geçeceği, hiç gelmemişti aklına ta ki ah diyene kadar aklına gelmezdi gördüğü bunca kırılanlar dökülenler varken hiç yakıştıramamıştı kendine hastalığı yaşlılığı ve ölümü!
Sahne artık oynadıklarıyla o ise yatağına oturmuş pencereye doğru yaslanıp düşünse de inceden ince ye …
Kalkıp ta filimi geriye saracak ne bir cesaret ne de bir güç var,
Varken çare heba olmuş yakıştıramadan ne de sessiz geldi.
O an ne çabuk, ne çabuk geçti zaman, zaman var diye naralar atarken zorumuydu;
Sahibini bilmeden servetin, makamın, hürmetin, gençliğin, hesabını verebilmek. Allahın verdikleriyle Allah’ı unutmak.
Zordu bunca meşguliyetinin arasına kulluğu sığdırabilmek karşılık beklemeden yaptığı her şeyin bir gün hesabını vereceğini bilerekten nasıl olsa zaman çok…
Şimdi,
Attığı naralar yağmur olup yağarken üstüne narası oldu artık feryat ama ne çare, feryadı duyabilene…
******
Hayatı, hep etek uçlarından yakalamaya çalıştık, kimi zaman yakasına yapışan, kimi zaman da katlayıp rafa kaldıran…
Sevgiyi hep yarınlara bıraktık taştıkça gömdük bağırdıkça sustuk.
Sebebi sorulurcasına “dünya”dır dedik
Dünya durdukça dercesine dedik
Bilemedik, kimi zamanları bilemedik
Oysa Dünya,
Mustafa Cihat’ın şiirinde dediği gibi
Kimi zaman gülmektir/Kimi zaman sevmektir/Kimi zaman ölmektir.
Kimi zaman durmaktır/Kimi zaman koşmaktır/Kimi zaman kaçmaktır.
Hadi git sen de ardına bakmaHadi kaç sen de hiç korkma
Kimi zaman bulmaktır/Kimi zaman sunmaktır/Kimi zaman sanmaktır
Kimi zaman kanmaktır/Kimi zaman ummaktır/Kimi zaman yanmaktır
Dünya..
******
Mesele “yürekte” orda var olmakta öyle güzel bir nimeti biz teptik Onla nefes alıp verdiğimiz halde görmezden geldik yüreği de dünya ya düşman ettik.
Şımarttık, şımardıkça yürek sığmaz oldu bedenine bitmez tükenmez istekleriyle
Bitimsiz emeller, aşklar
Uslanmaz, usanmaz hayaller
Ömür hiçe sayaraktan umutlar hep ömür çizgisini ötesine de kaldı..
******
Akla gelen "Rıdvan Özelin" bir sorusu
Her ne kadar ruhumuzun ölümsüzlük arzusuna cevap veremese de, insanın maddî pek çok arzu ve ihtiyaçlarını karşılayacak, ona çeşitli haz ve lezzetleri tattıracak nitelikte donatılmış bu dünyanın oyuncağı mı olduk farkında olmadan? Yoksa o mu bizim oyuncağımız? Evet, ne dersiniz? Dünya mı bize nimet olarak bahşedildi, yoksa biz mi dünyaya? Kim kimi kullanıyor dersiniz?
----------------------------------------Hastane günleri sayfa 5 13.gün / akıllı iğne---------------------------
Read more »
0 com

Yaş 21 doğum günün kutlu olsun İstanbul…

İstanbul mutlak fethedilecektir..
Onu fetheden komutan ne güzel komutandır..
Onu fetheden asker ne güzel askerdir..
Hz. Muhammed (s.a.v)
Doğum günün kutlu olsun İstanbul….
O mübarek ağızdan çıkan söze mahzar olan
Komutana,
Askere
Selam olsun
Rahmet olsun
Yaş 21, çoğunun bu günün İstanbullun da olmak istediği yaşamak istediği
Yaş 21
Ve çoğunun gençliğin ve ergenliğin mücadelesinde
Bile bitap düştüğü nefsin iradesinde bocaladığı
Yaş,21
Bir tarih ki bir nesil ki
Bir çağ açıp bir çağ kapatan
Ya şimdi;
şuhur pınarları kurumuş olan
Gaye ve maksadın ne kadar uzak olduğu
Yaş 21
Ve İstanbul...
Oğul,
Dersin ki,
Ben fetih isterim.
Her fetih de bir fâtih ister.
Sen Fâtih ol ki,
Fetih de senin olsun.
Bil ki her kişi Fâtih olmaz,
Er kişi Fâtih olur.
Sanma ki düşmanın sadece taş, topraktır,
Taş, toprak olur ufalır,
Toprak, suya karışır gider.
Ay, güneş doğar batar,
Güneş, gece olur örtülür,
Asıl fetih ne bu ne o,
Asıl fetih, içindedir.
En büyük düşmana karşı zaferdir.
Uhud’daki müşrikten de, Bizans’tan da Büyük düşmana…
Önce onu yen ki içinde,
Gerçek Fâtih olasın.
Fethi taşta, toprakta değil,
Önce içinde bulasın.
Oğul,
Sen bir şehri kuşatırsın,
Nefis de seni kuşatır.
Konstantin’i yenmek kolay,
Bizans taş ve toprak,
Lâkin nefsi yenmek zordur.
Bizans’ı yensen de, yenilsen de,
Ya şehitsin ya gazi,İkisi de kârdır.
Nefse yenilirsen amma,
Kalbin taş, gözün kördür,
Elinde tuttuğun kordur.
Bunu böyle bil ve önce nefsini yen,
İşte o zaman doğru der,
Ben asıl Fâtih’im diyen.
Uğrun açık, Bahtın ak,
Kılıcın keskin,
Gazan mübarek olsun

Nice diyarlar vardır ki fetih bekler, fatih bekler
Sen güzel İstanbul, fatihin hep bağrında bekler
Doğum günün kutlu olsun İstanbul….
Read more »
6 com

çözülme...


Çocuklar okula gidiyor,
Çocuklar okumayı öğreniyor
Çocuklar okullu oluyor, sosyal statü kazanıyor
Çocuklar büyüyor
Eskidende de böyleyiydi bir şey hariç imkânsızlıklar
Ama tahtaya yazılanla kalbe yazılan aynı paralelde gelişirdi,
Ali ata bakardı
İpek ip tutardı
Işık süt içerdi
Oya okula giderdi
Şimdi imkânlar gelişti…
Ali “polatı” merak ediyor
İpek “asiyi” arıyor
Işık “bihtere” kızıyor
Oya yaprakların döküldüğünü tv’den öğreniyor.
Sonuç
Ali ders çalışmayı severdi/şimdi polat’ın öledürme teorisiyle ilgileniyor
İpek annesiyle yemek yapardı/şimdi birlikte asiyi izliyor
Işık kitap okurdu/şimdi bihter’in ihtiraslarıyla meşgul
Oya hayatı yaprak dökülmesinden ibaret olduğunu zannediyor.
Ziyan olan;
çocuklar,
Halit Ziya Uşaklıgil ve Reşat NuriGültekin
Gelecek ise böyle tuhaf bir şey…
Geçenlerde bir dergide okudum yazar konuyu irdelerken
Kuvvetle muhtemel bir sonucu dile getiriyor
Şimdi şöyle bir sahne kuruyorum kafamda. Anadolunun ucra bir köşesinde
Üç dört bin nüfuslu bir kasaba. O kasabada tek katlı bir ev anne baba ve üç kardeş,
İki kardeş henüz küçük, en büyükleri on altı yaşında bir kız baba ailelisini ziraatla
Geçindiriyor. Anne inek sağıyor çapa yapıyor yani her Anadolu kadını gibi ne iş olsa yapıyor.
Kız seneye üniversite sınavına girecek. Hayatında İstanbul’u hiç görmemiş. Şimdi bu kızın her akşam şu anda popüler olan dizilerden birini izlediğini düşünelim. Kızın ailesinin yaşadığı
Yoksulluğa ve yoksunluğa isyan ettiğini, İstanbul’u sadece Teşvikiye’den ibaret zannettiğini,
Televizyonda gördüğü kişileri kusursuz, kendi çevresini ise her şeyiyle çirkin olarak kabul ettiğini düşünelim.
Yıkıcı dramatik bir tablo…
Devamı; köylü kız okumaya büyük şehre gider. Birinci dönemin sonun da yurttan ayrılıp
Arkadaşlarıyla eve çıkar. Her tatilde daha bir değişmiş olarak köyüne gelir. Kılık kıyafet hemen değişir de en son değişen diksiyon olur… / (Yusuf Deren)
Yazı zannedersem şöyle bitebilir. Bize ait olmayan hayatlara kendimizi bu denli kaptırmaya devem edersek ne oralı nede buralı tuhaf bir formda yaşayıp gideceğiz.
Zaten natürel olan neyimiz kaldı ki
Bir ulusal eğitim programından söz ederken, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tümüyle uzak, ulusal kişiliğimiz ve tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü ulusal dehamızın tam olarak gelişmesi ancak böyle bir kültürle sağlanabilir. Herhangi bir yabancı kültür, şimdiye değin izlenen yabancı kültürlerin yıkıcı sonuçlarını yineletebilir. Mustafa Kemal Atatürk
Read more »
4 com

bedava...




Bugün cumartesi
Bağıran bağırana; geçen yılardan, aylardan, günlerden sonra ki bir hafta sonu
Yanık bir Türkiye hikayesi geldi aklıma
Bağrışanlar sokakta, bağıranlar televizyonda, bağırmaya çalışanlara bağıranlar kürsünün başında…
Hatta bağırmaya çalışanlar hep orda
Orhan veliyle başlar bağrışanlar sokakta
Bedava yaşıyoruz dostlar
Bedava!
Hava bedava bulut bedava
Yağmur çamur bedava
Otomobillerin dışı
Sinemanın kapısı
Camekanlar bedava
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava.
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava

Esirlik bedava ya bağıranlar televizyonda “gel vatandaş” gel diye
Yiyos içiyoz geziyoz , para vermiyoz adiyoz gel

imtiyazlı ortaklık bedava....
sabah akşam hadise izlemek
bedava...


İşsizlik, sefillik, katliam, neymiş!
ordan biri çıkar bağırmaya çalışır
İşsizim
Dişsizim
Don…um

Bağırmaya çalışana bağıranlardan

“Artistlik yapma.”
Neymiş…
Artistlik yapma
Ha! yapma
Bedava olan bir o değilmiş

Bugün cumartesi her şeye bu kadar duyarsız kalmak bedava…
Adiyoz yada dümtektek...
Read more »

İzleyiciler

paylaşdıkça Mutlu olan...

akıllı iğne akıllı iğne akıllı iğne