16 Tem 2010

mül {Ö} mür

Yaşlı bir adam adı belki ömür
Belki son
Hepimizi bekleyen son
Titreyen iki el avuçların da zor duran ayna
O gözlerden akan yaşlar mürekkep oluyor...
Diller kalem...
Ne diyor?
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?/ Cahit Sıtkı Tarancı

Hangi yolculuk seni sonsuza götürür
Hangi yolculuk bu kadar kısa sürer
Hangi yolculuk
Bu kadar yorgun bu kadar acımasız
Yıllarca koparıp attığın meydan okuduğun takvim yapraklarına bu sefer elin gitmiyor
Ürkek sefil perişan ve mahzun
İster istemez çıktığın yolculuğun sonu bu ya
Oysa başladığın an
Mevsim bahar ilkbahar yeniden yeni
Ne kadar çaresiz ne kadar saf ne kadar temiz ve günahsız
Hayat çiçek misali ümit ise hap yanı başında
Ne bu telaş ayaklarında malum ya yolculuk bekler yolun kenarında
Baharın bitmez tükenmezlerinde yalancı baharlar peyda eder benlikle
Ve sonbahar
Ne fırtınalar vardı varmadan limana
Ne hayaller ne istekler ne zevkler ne beklentiler yüzerdi senle
İçende ihanet de vardı sadakat da
Hangisi kıymete bindi şimdi
Dallarında sararmış ve düşmeyi bekleyen yapraklar gibi her
rüzgârda titreyen beden…
Ne kadar da çabuk geldi kış
Toprak hasretle bekler

Hey sen! Uyanık geçinen ömrüm!
Bak da gör halini aynada!
Kaç zaman geçmiş;
Anlarsın uykuda!

1 yorum:

Bergamanet dedi ki...

izlemek üzere siteme beklerim